Beşinci adım: yağın türünü ve viskozite sınıfını seçiyoruz
Bu bölümde: 10 makale
- Motor yağını 7 adımda seçiyoruz
- Önsöz yerine
- Bu genellikle nasıl başlar?
- Birinci adım: üreticinin önerilerini öğreniyoruz
- İkinci adım: peki daha önce ne doldurulmuştu?
- Üçüncü adım: mevcut durumu analiz ediyoruz
- Dördüncü adım: piyasayı inceliyoruz
- Beşinci adım: yağın türünü ve viskozite sınıfını seçiyoruz
- Altıncı adım: yağı seçiyoruz
- Yedinci adım: yağı satın alıyoruz
Bu aşamada elinizde motorunuza uygun, farklı motor yağlarından oluşan bir liste var; şimdi görevimiz, yağı doğru seçebilmek için bu listeyi olabildiğince kısaltmak.
Motor yağı seçerken şunu hesaba katmak gerekir: otomobil üreticisi tek bir onay kapsamında, aynı üreticinin birkaç yağ markasını birden sertifikalandırabilir.
Kural olarak bu markalar arasındaki asıl fark yağın türü (sentetik, yarı sentetik, mineral), sınıfı ve viskozite parametreleridir. Yağın viskozitesini (izin verilenler arasından) seçerken şu kurala uymak gerekir: kilometre ne kadar yüksekse ya da motor ne kadar eskiyse, yağın yüksek sıcaklık viskozitesi de o kadar yüksek olmalıdır (bir kez daha tekrarlayayım: otomobil üreticisinin izin verdiği aralık içinde).
İnanın, çok yüksek viskoziteli 0W-60 gibi süper sportif bir motor yağı, satıcılar ve “tecrübeli” arkadaşlar ne derse desin, kilometresi 200 bin km’yi aşmış 8–10 yaşındaki motorunuza yalnızca zarar verebilir. Üstelik böyle bir yağı motora sürekli takviye etmekten bıkarsınız. En önemlisi de size tek bir beygir gücü bile katmaz. Üreticinin iddia ettiği “motor yağı, ağır koşullarda çalışırken motoru korumak için tasarlanmıştır” sözünün aksine, böyle bir yağ motorun içini düzenli olarak mahveder. Bunun neden böyle olduğunun açıklaması yağ viskozitesi yazısında.
Bu yüzden motor norm üstü yağ yakmıyorsa, üreticinin öngördüğü 5W-40’ı doldurun ve kafanızı yormayın. Kış için ise, elbette uygun onaya sahipse, 0W-30 daha da iyi olur.