Etiketteki “sentetik” ifadesi: bidonun içinde gerçekte ne var?
Ya da bidonun üzerindeki “synthetic” sözcüğüne güvenilir mi?
Bu bölümde: 7 makale
Rafta aynı viskoziteye sahip üç bidon duruyor. Birincisinin üzerinde büyük harflerle “%100 sentetik”, ikincisinde daha mütevazı bir “sentetik teknoloji”, Alman yapımı üçüncüsünde ise anlaşılmaz bir “HC-Synthese” yazıyor. Satıcı elbette birincisini öneriyor, çünkü o “gerçek”. Tanıdık geldi mi?
Aslında etiketteki “sentetik” sözcüğü çoktandır hemen hemen hiçbir şey ifade etmiyor. Hidrokrakingin ne olduğunu ayrı bir yazıda zaten ele almıştık: sade bir dille, petrol bazlı baz yağın derin kimyasal işlemden geçirilmesidir ve bu işlemden sonra baz yağ özellikleri bakımından sentetiğe yaklaşır. Hidrokraking yağının nasıl “sentetik” olduğunu ve alıcının bundan ne çıkarması gerektiğini ise burada anlamaya çalışacağız.
Beş baz yağ grubu
Önce terimleri biraz düzene sokalım. Amerikan Petrol Enstitüsü (API), motor yağlarının lisanslama sisteminde tüm baz yağları beş gruba ayırır. Bunu etiketteki sözcüklere göre değil, ölçülebilir parametrelere göre yapar: doymuş hidrokarbon içeriği, kükürt içeriği ve viskozite indeksi (indeks ne kadar yüksekse, yağ ısındığında o kadar az incelir).
Grup I. İstenmeyen katkılardan solventlerle, eski usulle arındırılmış klasik mineral baz yağ. İçindeki doymuş hidrokarbon oranı yüzde 90’dan az ya da kükürt oranı yüzde 0,03’ten fazladır, viskozite indeksi 80 ile 120 arasındadır.
Grup II. Aynı petrol, ama hidrojenle arındırılmış (hidroişleme, çoğu zaman ılımlı hidrokraking de). Doymuş hidrokarbon oranı en az yüzde 90, kükürt oranı en çok yüzde 0,03, viskozite indeksi aynı: 80 ile 120 arasında. Etiketlerde bu yağ kural olarak hâlâ “mineral” yağ diye geçer.
Grup III. Aynı petrol hammaddesinin daha sert koşullarda derin hidrokrakingden geçirilmiş hâli: kükürt ve doymuş hidrokarbon şartları Grup II’deki gibi, viskozite indeksi ise en az 120. Hidrokraking yağı tam olarak budur ve bidonun üzerinde çoğunlukla “sentetik” diye anılan da odur.
Grup IV. PAO (polialfaolefinler) sözcüğün tam anlamıyla sentetiktir: bu baz yağ petrolden ayrıştırılmaz, kimya tesisinde sentezlenir.
Grup V. İlk dört gruba girmeyen her şey, öncelikle esterler (karmaşık eterler).
Dikkat edin: bu sınıflandırmada “sentetik” sözcüğü hiç geçmiyor. Gruplar var; yağa bidonda ne ad verileceğine ise pazarlama departmanı karar veriyor.
Hidrokraking nasıl “sentetik” oldu
Geçen yüzyılın doksanlı yıllarının sonuna kadar motor yağı reklamlarında “sentetik” kural olarak PAO bazlı yağlara deniyordu. Sonra Castrol, Amerikan pazarı için ürettiği sentetik yağını Grup III hidrokraking baz yağına geçirdi, bidonda ise “sentetik” sözcüğünü bıraktı. Mobil şikâyet etti. Şikâyeti inceleyen bir mahkeme değil, Amerika’daki Better Business Bureau (İş Dünyasını Geliştirme Bürosu) bünyesindeki Ulusal Reklam Bölümü (NAD) oldu; yani reklamcılığın kendi kendini denetleme organı. Nisan 1999’da bu kurul Castrol’ün delillerini haklı buldu: Grup III bazlı yağ, sentetik olarak reklamı yapılabilir. Mobil bu karara itiraz etmedi.
Sonrasını tahmin etmek zor değil. Hidrokraking, sentezden çok daha ucuz; “sentetik” sözcüğü ise daha iyi satıyor, bu yüzden büyük üreticilerin çoğu “sentetik” yağlarını Grup III’e geçirdi. Süpermarketteki “ev yapımı” sosis gibi: kimse onun evde yapıldığını vaat etmedi. Tam da bu yüzden hidrokraking yağını sentetikten etikete bakarak ayırt etmek kural olarak imkânsızdır (ayrıntılar için hidrokraking yağı nasıl ayırt edilir yazısına bakın).
Alman istisnası: HC-Synthese
Herkes buna razı olmadı. Almanya’da bir üretici, hidrokraking bazlı bir yağı “yeni nesil tam sentetik motor yağı” (vollsynthetisch) diye reklam eden rakibini mahkemeye verdi. Köln Eyalet Mahkemesi 2015’te davayı reddetti, Köln Bölge İstinaf Mahkemesi bu ifadeyi yasakladı, 21 Haziran 2018’de Almanya Federal Mahkemesi de (BGH, I ZR 157/16 sayılı dosya) bu yasağı onayladı.
Mahkemenin mantığı basit ve bence sağlıklı: “tam sentetik” sözcüklerini gören alıcı, ayrı ve daha pahalı bir kategori bekler: Grup IV ya da V baz yağları, yani PAO ya da esterler. Bidonda hidrokraking varsa, alıcı yanıltılmış olur.
Mahkeme yeni terimler icat etmedi. Ama Alman etiketleri bugün daha dürüst konuşuyor: Grup III bazlı yağlar orada genellikle “HC-Synthese” olarak işaretleniyor (HC, İngilizce hydrocracking, yani hidrokraking sözcüğünden). Yani Alman bidonundaki bu harfler, dürüstçe adlandırılmış bir hidrokraking yağı anlamına geliyor, daha kötü bir şey değil.
Anlaşılması gereken başka bir şey var: bu, Almanya’ya özgü bir kural. Ne genel olarak AB’de ne de Ukrayna’da motor yağı için “sentetik”in hukuki bir tanımı var. Dolayısıyla çoğu pazarda bidonun üzerindeki “synthetic” sözcüğü PAO anlamına da gelebilir, ester anlamına da, Grup III hidrokraking anlamına da.
GTL, PAO, esterler: bugün ne nerede
Bu arada hidrokrakingin kendisi de yerinde durmadı.
Birincisi, sektörde gayriresmî olarak III+ diye anılan baz yağlar yaygınlaştı: viskozite indeksi özellikle yüksek hidrokraking. API sınıflandırmasında bunlar için ayrı bir grup yok, resmen yine Grup III.
İkincisi, petrolden değil doğal gazdan elde edilen GTL (gas-to-liquids, yani “gazdan sıvıya”) baz yağları ortaya çıktı. En bilinen örnek, Shell’in Katar’daki Pearl GTL tesisi; baz yağı 2011’den beri üretiyor. Hammadde farklı, ama API sınıflandırmasına göre bu da Grup III.
Sonuç olarak bugün “sentetik” yazan yağların çoğunun temelini Grup III ve III+ oluşturuyor ve PAO’yu “tam sentetik” yağların birçok reçetesinden dışarı itti.
PAO ve esterler ise hiçbir yere gitmedi. Çoğunlukla pahalı ve sportif yağlarda, bir de düşük buharlaşmanın ve soğukta akışkanlığın özellikle önemli olduğu 0W yağlarda kullanılmaya devam ediyor. Yalnız bunu etiketten okumak çoğu zaman mümkün olmuyor: baz yağın bileşimi üreticinin ticari sırrı ve “synthetic” sözcüğünü bunların hepsine yazabiliyor.
Bu alıcı için ne anlama geliyor?
Bütün bunlar, Grup III bazlı “sentetiğin” bir aldatmaca olduğu, sizin kandırıldığınız anlamına mı geliyor? Hayır. Gerekli onaylara sahip kaliteli bir Grup III bazlı yağ sahte de değildir, “gerçek olmayan” sentetik de; normal, modern bir motor yağıdır. Onayı otomobil üreticisi, baz yağın adına göre değil, bitmiş yağın test sonuçlarına göre verir. Yağ bu testleri geçtiyse, motorunuz için baz yağının petrolden, gazdan ya da kimya tesisinden gelmesi fark etmez.
Bu yüzden pratikte her şey birkaç basit kurala iniyor.
1. “Synthetic” sözcüğüne değil, aracınızın üreticisinin istediği onaylara, kalite sınıflarına ve viskoziteye bakın. Yağın motorunuza uygun olup olmadığına büyük harflerle yazılmış yazı değil, bunlar karar verir (ayrıntılar için yağ onayları nedir yazısına bakın). Ve unutmayın: bidonun üzerindeki “gereksinimleri karşılar” henüz bir onay değildir, yalnızca yağ üreticisinin kendi sözüdür.
2. Bir sözcük için fazla ödemeyin. PAO ya da ester bazlı yağın hidrokraking yağıyla aynı onayları var ama belirgin biçimde daha pahalıysa, aradaki farkın o paraya değip değmeyeceğine kendiniz karar verin. Aracınızın üreticisinin şartlarını ikisi de karşılıyor.
3. Sentetik her zaman gerekmez. Gerekli onaya ve viskoziteye sahip yağ etikette yarı sentetik ya da mineral diye geçiyorsa, motora bir zarar vermez (bununla ilgili sentetik mi mineral mi daha iyi yazısına bakın).
4. Sahte ürün bambaşka bir şeydir. Sahte ürün, tanınmış bir markanın bidonundaki, yazıyla da onaylarla da hiçbir ilgisi olmayan bilinmeyen bir sıvıdır. Ona nasıl yakalanmayacağınızı sahte yağ nasıl satın alınmaz yazısında okuyun.
Bir kez daha tekrarlayayım: motor yağları sentetik, hidrokraking ve mineral diye değil, motorunuza uygun ve uygun olmayan diye ayrılır (bkz. hidrokraking yağları kullanılabilir mi yazısı). Etiketteki “sentetik” sözcüğü hiçbir şeyi garanti etmez: yalnızca otomobil üreticisinin istediği onaylar, kalite sınıfları ve viskozite önemlidir.